28 Ekim 2012 Pazar

evraka! (anadolu'da: ampül)

sevgili arkadaşlar. acayip bir şeyler buldum ben. salondaki sehpaya çökmüş bir yandan hit müzik dinleyip bir yandan pazarımızın kullanıcısı ve projemizini genel hali üzerine bir şeyler üretirken yeni bir kavram icat ettim. (aslında aklım bir yandan da proje sunumunda teslim edeceğimiz 200 kelimelik metinde. bu yüzden yazının dili biraz ciddi ama çok da toparlamadım elinden ayağından tutarız bunun biz.) aşağıdadır. tartışın tartıştırın.

şehir; bir organizmadır ve sosyo-kültürel, siyasi, ekonomik (hüseyin görüyorsun ki seni ihmal etmiyorum) parametreler doğrultusunda sürekli yeniden inşa edilir. bu inşa hali; hem mekanın fiziksel olanaklarını ve dönüşümünü (yani yapı stoğunu) hem de bu fiziksel çevrenin kentliler tarafından deneyimleri aracılığı ile okunmasını, çeşitli biçimlerde anlamlandırılmasını ve kullanımların çeşitlendirilmesini karşılamaktadır. kent'in ve kentliliğin var oluşunun birbirini tamamlayan bu iki yönü; şehirlerimizin inşa edilme pratiklerinde yaşanan bir takım paradigma kaymaları sebebiyle birbirinden bağımsızlaşmaya başlamıştır. bu pratiklerin rant ve ekonomik rasyonalizm odaklı hiyerarşik politikalara indirgenmesi, kentliye ve kente ve kentliliğe bunlar aracılığı ile şiddet uygulanabilmesi ile sonuçlanmıştır. işte bu politikaların kentliliği yadsıyarak kent'e dışsal müdehalelerde bulunduğu yerlerde birtakım 'boşluk'' alanlar oluşmaktadır. bu ''boşluk'' alanları, kentte yaşayan insanların ortak yaşam alanlarını da  paylaşır  bir duruma gelmesinin önüne geçen engellere dönüşmektedir. işte bizim ekimimiz bu ''boşluk'' alanlarına yerleşir belki. (boşluk yerine türbülans kelimesini koymuştum ilk başta o daha havalıydı ama onun anlamı da çok bir başkaymış. bunun yerine daha havalı bir şey buluruz ama her halikarda.)

(bu boşluk alanları yer yer kullanıcısı olmayan ''ölü kamusal alanlar'' olabilir. mesela AKM'nin önündeki boşluğa yerleşiyoruzdur taksim'de. bu boşluk alanları, sulukule'de sur olabilir mesela ya da onun gibi bir şey olur. burda önemli olan o yerde, kentli olma kültürünü birden kesintiye uğratacak büyük çaplı bir müdehalenin gerçekleşmesi bence. bu boşluk alanları, cevahir AVM'nin önündeki boşluk olabilir mesela. ya da bir AVM'nin tepesine yerleşiyoruzdur. (sivileceleşme kavramına yakınsıyoruz.) mesela galataPORT inanılmaz büyük bir proje olacak istanbul için. ona bir ucundan tutunuyoruzdur belki de. şu anda yazarken düşünüyorum da; bu farklı örneklerde boşluk alanları farklı sebepler ile oluşuyor. ama biz temelde bu farklı sebepleri kapatılma hali ile ilişkilendirmiyor muyuz zaten. genelliyoruz adeta.)

(((((((((yani şöyle ki: biz şehirde (kapatılma haline, tahamülsüzlük'e, kapatılma haline sebep olan politkaların izini süreceğiz)(yain kültürel - sosyal dolaşımın kesintiye uğradığı yerleri bulacağız)(ki; bu bizim haritalamamız olacak)(çünkü şartname bizden bir çeşit haritalama istiyor)ve ekimimizi buralara yapacağızyani sosyo-kültürel dolaşım jenaratörümüzü buralara yerleştireceğiz.)))))))))


tabiy bu bir öneri şu anda. ama avantajı şu ki; şu ana kadar konuştuğıumuz pek çok durum ile ilişkileniveriyor. bizi mimarinin sosoyo-kültürel, siyasi, kültürel boyutu üzerine düşünmeye itiyor bize şehri gezdiriyor fln.

ayrıca şu bir gerçek ki; bu öneriyi benimsemesek bile ; ekimimizin şehirde nerelere yerleşeceği sorusu çok önemli. çoğu yer gibi bir cevabı kabul etmiycektir bu soru muhtemelen.

belki de çok da önemli değildir bu ama ben hala araştırmamızı dağınık buluyorum biraz  ve onu toparlamaya çalışıyorum. bunu bir yandan bu kapsamda okuyabilirsiniz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder